14/01/2025
SÜT İNEKLERİNİN BESLENMESİ
2 yaşında Holstein ırkı bir süt sığırının günde 2 kez sağım yapılarak rekor düzeyde 305 günlük sürede 21125 kg süt verdiği bildirilmiştir Bu miktar, günde ortalama yaklaşık 70 kg süte denk gelmektedir. Bu miktar sütün elde edilmesi, ülkemizde ve birçok işletmede ve şartta zor görünse de, imkânsız değildir. Süt işletmelerinde amaç, hayvan sağlığını bozmadan ve sürü devamlılığını temin ederek maksimum süt verimini elde etmek olmalıdır. Bu amacı gerçekleştirmenin en etkin yollarından biri, uygun beslemedir. Süt sığırlarının beslenmesi, süt verim ve kalitesiyle direk ilgili olup, aynı zamanda reprodüktif fonksiyonlar için de önemlidir. Süt sığırlarının beslenmesi, süt verimi, reprodüktif performans ve hayvan sağlığı açısından 5 aşamada değerlendirilir
• Erken laktasyon dönemi
• P*k kuru madde tüketim dönemi
• Laktasyon orta ve son dönemi
• Kuru dönem
• Geçiş dönemi
1-Erken laktasyon dönemi
Bu dönemde süt verimi hızla artarak 6-8. haftalarda p*k düzeye çıkar Ancak bu dönemde yem tüketimi aynı hızla artmayacağı için süt verimini tam olarak destekleyemezMaksimum yem tüketimi ancak 12-15 haftalarda gerçekleşir. Bu yüzden artan süt verimini ve enerjiyi karşılamak için vücut rezervleri (yağları) mobilize olarak kullanılır İyi bir kondüsyona sahip inek, bu dönemde yaklaşık 90-135 kg CA kaybeder Bu miktar CA kaybı 700-900 kg süt verimini karşılayacak düzeydedir. Enerji ihtiyacı, vücut rezervlerinden (yağ) sökülerek karşılanabilir ise de, protein ihtiyacı için aynı oranda vücut protein rezervinin kullanılması söz konusu değildir. Bu yüzden rasyonda uygun protein oranı bulunmak zorundadır
Bu dönemde rasyon, süt verimine uygun olarak dengelenmelidirDoğumdan sonraki gün başlamak üzere tane yemi günde 454 gram artırmak, yem tüketimini artırır ve asidoz problemlerini minimize eder Tane yemin hızla artırılması asidozise neden olacağı gibi abomazum deplasman problemi de oluştururToplam KM’nin %60’ından fazlasının tane yem içermesi durumunda asidoz şekillenir ve süt yağ oranı düşer Bu dönemdeki rasyonda, ADF %18’den NFD ise %28’den az olmamalıdır Bu dönemdeki rasyon toplam NDF’sinin en az %75’ikaba yemden gelmelidir Yine bu dönemde kullanılacak rasyondaki kaba yemin %20’sinden fazlasının uzunluğu ruminasyonu stimule edecek uzunlukta 5,1 cm kadar olmalıdır
Bu dönemdeki protein ihtiyacının karşılanması, yem tüketimini artıracağı gibi, süt üretimi için vücut rezervlerinin daha az harekete geçmesinide sağlar. Rasyon proteini %19 ve daha fazlası olmalıdır. Rasyonda kullanılacak protein tipi için belirlenen ölçü, 23 litre ve yukarısı süt veriminden başlamak üzere, her 4,5 litre ilave süt verimi için 450 gram soya küspesi veya denk protein saplementi kullanmaktır Rasyonda üre kullanılacak ise, mısır silajı ile birlikte verilmesi veya tane yemlerle birlikte karıştırılması gerekir Hayvan başına kullanılabilecek üre miktarı, rasyon proteininin yüksek olduğu durumlarda 90 gram kadardır
Bu dönemde yem tüketiminin yeteri düzeye ulaşamaması, p*k süt verimini düşürür ve ketozise neden olabilir . P*k süt verimindeki düşüş ise laktasyon bazında önemli süt verim kayıplarına neden olur . P*k dönemdeki 1 litre süt kaybı (düşüşü) toplamda laktasyon döneminde 220 litre kayıp demektir. Dolayısıyla, yem tüketiminin teşvik edilmesi gerekir . Bunu sağlamak için, bu dönemde kaliteli kaba yem kullanılmalı yeteri protein miktar ve türü kullanılmalı, doğum sonrası tane yem tüketimini dereceli ve sabit oranda artırılmalı, hayvan başına günde 450-680 gram yağ kullanımı düşünülmeli, ineklerin önünde yemin sürekli bulunması sağlanılmalı ve stres oluşturacak etkenler ortadan kaldırılmalıdır .
2-P*k kuru madde tüketim dönemi
İneklerin bu dönemde mümkün olduğunca uzun süre p*k süt veriminde kalmaları sağlanmalıdır . Bu dönemde yem tüketimi neredeyse maksimum düzeye ulaşır ve süt verimini destekler düzeye çıkar. İnekler, bu dönemde vücut ağırlığı kaybetmeyi durdurarak artık kaybetmemeye (sabitleme) hatta bir miktar CAA göstermeye başlarlar. Tane yem tüketimi vücut ağırlığının %2,5’ine ulaşabilir ancak bu miktarı geçmemelidir. Rasyon KM’sinin %55-60’ının tane yemden oluşması durumunda, problem olacak rumen şartlarını engellemek için önlem alınmalıdır. Bu konudaki önlem, rasyonun %40’ından fazlasının fiber olmayan karbondihratlardan (nişasta, şeker, beta-glukan) gelmemesidir . Bu dönemde de kaba yem kalitesi yüksek olmalı ve KM bazında vücut ağırlığının en az %1,5’i kadar olmalıdır.
Bu dönemde görülen problemler, süt veriminde hızlı düşüş, gizli kızgınlık veya kızgınlığın görülmemesi ve ketozisdir.
Bu dönemde de yem tüketimini maksimize etmek amacıyla, kaba ve konsantre yemin günde birkaç seferde yedirilmesi, çok kaliteli yemlerin kullanılması, üre kullanılması durumunda hayvan başına günde 90 gramla sınırlandırılması ve hayvanların stresten uzak tutulması gelmektedir
3-Laktasyon orta ve son dönemi
Sorunsuz atlatılabilecek bir dönemdir. Bu dönemde süt verimi azalır (her ay %8-10 düşüş hızıyla olmalı), inekler gebeliklerini sürdürürler ve yem tüketimi kolayca ihtiyacı karşılayacak düzeyde; hatta fazlasıyla gerçekleşir. Tane yem tüketimi, süt verimini karşılayacak düzeyde ve erken laktasyondaki kilo kayıplarını kapatacak şekilde olmalıdır. Ancak, aşırı yağlanmaya da izin verilmemelidir. Laktasyondaki bir inek, kuru dönemdeki bir ineğe oranla daha az yem ile aynı vücut dokusunu (kilo) kazanabilir. Genç ineklerin büyüme için ilave besin madde-enerji ihtiyaçları karşılanmalıdır (2 yaşındakiler yaşama payının %20 fazlası, 3 yaşındakiler ise %10 fazlası). Bu dönemde üre kullanımı düşünülebilir.
4-Kuru dönem doğuma 60 gün kala doğuma 14 gün kalan dönem
Laktason verimi için kritik öneme sahip bir dönemdir. Bu dönemin iyi yönetilmesi ve doğru besleme yapılması, laktasyondaki süt verimini artıracağı gibi, doğum sonrası problemleri de minimum düzeye indirir.
Bu dönemde vücut agırlığının yaklaşık %2’si kadar yem tüketimi yaşama payı, fötrüsün büyümesi ve diğer ihtiyaçları tamamlar miktardadır. KM tüketimi, doğumdan 21 gün öncesinden başlamak üzere doğuma 2-3 gün kalana kadar 10,00-10,90 kg/gün olması arzu edilir. Bu dönemde kaba yem tüketimi, vücut ağırlığının en az %1’i kadar veya rasyon KM’sinin %50’si kadar olmalıdır. Tane yem miktarı, ihtiyaç duyulduğu kadar ancak vücut ağırlığının %1’ini geçmeyecek miktarda olmalıdır. Kuru dönemde, genelde vücut ağırlığının yaklaşık %0,5-0,8’i kadar tane yem yeterli olmaktadır. Kuru dönemde ineklerin aşırı yağlanmasını önlemek amacıyla, rasyonun sadece mısır silajının yoğun olarak kullanıldığı durumlarda veya enerji bakımından zengin diğer yemlerin rasyonda bulunması durumunda, KM tüketiminin vücut ağırlığının %2’sinden az olması gerekir. Bu dönemde mısır silajı yağlanmaya neden olmaması için kaba yem KM’sinin %50’sinden fazlasını oluşturmamalıdır. Bu dönemde kalitesi düşük kaba yemlerin kullanılması, KM tüketimini bir miktar sınırlandıracaktır. Yem tüketiminin sınırlandırıldığı durumlarda, rasyonun dengeli olması gözetilmelidir. Kuru dönemde rasyon enerjisi 1,32 Mcal/kg olmalıdır. Baklagil kaba yemleri, toplam kaba yem KM’sinin en çok %30-50’si kadar olmalıdır.
Bu dönemde rasyon HP düzeyi en az %12 olmalıdır. Ca ve P rasyon düzeyleri ihtiyacı karşılayacak düzeyde ancak asla fazla olmamalıdır. Çoğu inek için bu dönemde, günde 60-80 gram Ca 30-40 gram/P yeterli olmaktadır. Kuru dönemde rasyonun Ca düzeyinin %0.6 ve P düzeyinin %0,4 den fazla olması durumunda süt humması problemi riski artmaktadır Buzağı yaşama şansının düşmesi, eşin atılmaması ve süt humması problemlerinin daha az görülmesi amacıyla, rasyonda A, D ve E vitaminleri yeterince bulunmalıdır. Selenyum gibi özel minerallerin bu dönemde rasyona ilavesi faydalı bir uygulamadır.
Kuru dönemde yağlı ineklerde görülen problemler, hipokalsemi, abomasum deplasmanı, eşin atılmaması, yağlı inek sendromu (yağlı karaciğer), iştahsızlık ve diğer metabolik problemlerdir. Bu yüzden, ineklerin yağlanmaması için, rasyon enerji miktarının düzenlenmesi ve aşırı yemlemeden kaçınılması gerekir. Bu dönemin başarı ile atlatılması ve ileride problemlerin görülmemesi için, aşırı Ca-P alımının önlenmesi meme ödemlerini azaltmak için Na miktarının fazla olmaması, tuz miktarının 28,35 gram/baş/gün’den fazla olmaması ve doğuma 2 hafta kala geçiş rasyonuna başlanması gerekmektedir.
5-Geçiş dönemi doğuma son 14 gün kala dönem
Laktasyon rasyonuna hazırlık yapılması ve metabolik problemlerin azaltılması amacıyla doğuma 2 hafta kala inek ve düveler kritik bir geçiş dönemine tabi tutulurlar. Kuru dönemin başlarında tane yem rasyona girilmemiş ise bu dönemde tane yemler verilmeye başlanır. Laktasyon rasyonunda önemli oranda konsantre yem kullanılması gerektiğinden, kuru dönemin sonunda inekleri bu tür bir rasyona hazırlamak gerekir. Bu hazırlık daha çok rumen mikroorganizmalarının ilgili yeme adaptasyonu da demektir. Sadece konsantre yem değil aynı zamanda laktasyonda kullanılan birçok rasyon bileşeninin geç döneminde rasyona ilavesi, doğum sonrası rasyon değişikliği stresin azaltmaktadır.
Close-up döneminde rumen mikroorganizma adaptasyonunu sağlamak amacıyla 2725-4540 gram/bas/gün tane yemin rasyonda bulunması gerekir.Tane yemin adaptasyonu günde en çok 500 gram artırılarak yapılır. Bu dönemde kullanılacak tane yem türü laktasyon için hazırlanan rasyonda kullanılacak tane yemle aynı olmalıdır. Bu dönemde rasyon HP düzeyi %14-15 olmalıdır. Fetüs büyümesi için ilave by-pass (AUP) protein verilmesi faydalıdır.Rasyondaki yağ 113 gram ile sınırlandırılmalıdır. Rasyondaki fazla yağ, yem tüketimini düşürmektedir. Ruminasyonu stümile etmek için uzun boylu kaba yemlerden 2725-4540 gram/baş/gün vermek gerekir. Bu dönemde mısır silajı veya laktasyon rasyonu kullanılacak ise, KM tüketiminin vücut ağırlığının %1’ini geçmeyecek miktarda olmalıdır.Meme ödemlerinin görülmesi durumunda rasyondaki tuzu çıkarmak gerekir. Laktasyon döneminde, ketozis problemi için niasin ve hipokalsemi problemi için anyonik tuz kullanılacak ise, bu yem katkıları close-up döneminde rasyona girilmelidir.
Doğuma sadece 24 saat kala gereken enerji ile hemen doğum sonrasındaki enerji ihtiyacı arasında büyük fark vardır. Bu süre içinde, yani bir gecedeki enerji ihtiyacı 2 katına çıkmaktadır. Bu manada, doğumdan sonra enerji başta olmak üzere ihtiyaçların yemle karşılanması adeta imkânsızdır. Kaldı ki, bu geçişte yem tüketimi artışı oldukça düşüktür. Bu yüzden ihtiyacı karşılamak amacıyla doğum sonrasında vücut rezervleri kullanılmaktadır.
Böylesine büyük bir değişiklik için vücutta metabolik bir adaptasyon gerçekleşmektedir. Bu adaptasyonu sağlamak amacıyla, büyüme hormonu düzeyi bu dönemde artmakta ve yağ dokuda lipolitik faaliyetleri artırıcı sinyaller (nörepinefrin) hızlanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, yağ dokuda esterifiye olmayan yağ asit (NEFA) (serbest yağ asitleri) düzeyi yükselerek karaciğerde keton cisimlerine dönüşmekte ve alternatif enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır. Keton cisimleri, suda çözünür özellikleri nedeniyle birçok dokuda glikozun yerine kullanılmak suretiyle glikozun daha önemli fonksiyonlarda (sütte laktoz sentezi gibi) kullanılmasını sağlar.
Doğuma 7-14 gün kala KM tüketimi yaklaşık %10-30 civarında azaldığından, rasyon yoğunluğunun artırılması yoluyla aynı miktarda yemle daha fazla enerji-besin maddesi sağlanması mümkündür. Yem tüketimindeki bu düşüşü telafi etmek amacıyla, close-up rasyonundaki enerji ve proteinin sırasıyla 0,2 Mcal/kg KM ve %2 oranında artırmak gerekir. Bunu sağlamanın yolu, rasyondaki kaba yem oranını düşürürken, konsantre yem oranını artırmaktır. Kaliteli kaba yemlerin kullanılması, rasyon enerji yoğunluğunun artırılmasına yardımcı olmaktadır. Yine rasyon enerjisini artırmak amacıyla, şeker pancari posası ve mısır gluten yemi gibi sindirimi yüksek yem sanayi yan ürünleri, rasyon enerjisini artırmaya katkıda bulunurlar. Bu tür bir beslenme rejiminin close-up dönemi dışında bütün kuru dönem süresince uzatılması faydadan çok zarar getirmektedir. Dolayısıyla bu besleme rejimi sadece close-up döneminde uygulanmalıdır. Doğumda 4’ten daha yüksek VKS’ye sahip inekler, hem güç doğum ve metabolik problemlerle karşılaşırlar hem de doğumdan sonra daha az yem tüketirler.