03/01/2026
3 Ocak 1922
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından hemen sonra lağvedilen Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal Paşa bölgeden ayrılmadan önce Mersinlilere işgale karşı hazırlıklı olmalarını tavsiye etti.
Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi hükümlerini inceledikten sonra 5 Kasım 1918’de gittiği Mersin’de 23. Tümen Komutanı Albay Bahaddin Bey’in misafiri oldu ve bazı çalışmalar yaptı. Mutasarrıf ile Jandarma Bölük Yüzbaşı Talat Bey’i yanına çağırtarak Mersin’deki karakollarla silah miktarı hakkında bilgi aldıktan sonra Silifke sınırlarıyla Torosların eteğinde karakol sayısının artırılmasını, depodaki silahların bol cephaneyle birlikte dağ köylerindeki Müslüman ahaliye dağıtılmasını tavsiye etti. Bunun üzerine Seyyar Jandarma Müfrezesi Komutanı Arslanköylü Hüsnü Bey bu iş için görevlendirildi. Mustafa Kemal Paşa’nın emri yerine getirilerek dağ köylülerine silah ve cephane dağıtıldı.
Mersin limanından dolayı düşman askerleri ilk buradan Anadolu’ya girmekteydi. Birinci Dünya Savaşı sırasında memleketlerinden başka bölgelere sevk edilen ve geri dönen Ermenilerden bir kısmı işgalci devletler tarafından sistematik olarak Mersin’e yerleştirildi. Ermeniler Türklere saldırılar düzenleyince şehirde gerginlik arttı. Fransızların şehre kaymakam olarak tayin ettiği André Türk bayrağının yerine Fransız bayrağı astırınca Türkler buna itiraz edip tepki gösterdiler. Öte yandan Toroslardaki Ermeni eşkıyanın Türk köylerine saldırmaya devam etmesi gerginliği daha da artırdı. Türkler direniş örgütleri kurup Heyet-i Temsiliye tarafından bölgeye tayin edilen Kuvâ-yı Milliye Komutanı Emin Arslan Bey’in etrafında toplanmaya başladı. Mustafa Kemal Paşa ahalinin Kuvâ-yı Milliye etrafında örgütlenmesini sağlarken bir taraftan da düşmanın ikmal hatlarını kesmek amacıyla Toros tünelleriyle demir yolu köprülerinin tahrip edilmesini emretti. Mersin’de çatışmalar 6-7 Nisan’da başladı. Düşmana sahilden uzak kesimlerde ağır kayıplar verdirildi ancak Fransız gemilerinden top atılması şehrin ele geçirilmesini engelledi. Fransız saldırıları takviye birlikler eşliğinde devam etti. Ancak Mersin’e hâkim olmayı başaramadılar.
Fransız askerî makamları Birinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında limanları, gelişmiş yolları ve Suriye ile Mezopotamya’ya erişim kolaylığı sebebiyle Çukurova’nın önemini anlamışlardı. İstanbul-Bağdat demir yolu ortalarında Adana veya İskenderun’da kurulacak kuvvetli bir üs Fransa’ya jeopolitik avantajlar kazandıracaktı. Fransızlar İngiliz imparatorluk ulaşım hatları üzerine baskı noktası olması, kuzeyden gelecek muhtemel Türk saldırılarına karşı engel teşkil etmesi ve Suriye’nin iç kesimlerine geçiş sağlaması gibi sebeplerle bölgeyi işgal ettiler.
Sivas Kongresi’nde Temsil Heyeti’nin kurulmasından sonra Kuvâ-yı Milliye ile ilgili bazı düzenlemeler yapılarak “Garbî Anadolu Umum Kuvâ-yı Milliye Komutanı” Ali Fuat Paşa’nın aynı zamanda “Kilikya Cepheleri Kuvâ-yı Milliye Komutanı” olarak görevlendirilmesine karar verildi. Heyet-i Temsiliye güney cephesindeki birlikleri de yeniden tertiplemişti. 11 Eylül 1919 tarihli karara göre; Lamas çayının batısı ise (Mersin ve Taşeli havalisi) Konya’daki 12. Kolordu emrine verildi. Bütün bölgelerde ordularla birlikte Kuvâ-yı Milliye kuvvetleri de faal olacaktı. Çukurova’daki Kuvâ-yı Milliye birliklerinin komutanlığına Kozanoğlu Doğan Bey takma adıyla anılacak olan Topçu Binbaşı Kemal Bey; yardımcılığına Aydınoğlu Tufan Bey takma adını kullanacak olan Piyade Yüzbaşı Osman Nuri Bey tayin edildi. Silifke’de ise Emin Arslan Bey faaliyet göstermekteydi.
Mersin’in bazı köy ve bucaklarında Kuvâ-yı Milliye komutanları tarafından üçer kişilik Müdafaa-i Hukuk teşkilatları kurulmuştu. Cephe Mersin ve Tarsus şeklinde ayrıldıktan sonra ayrı ayrı örgütlenme yoluna gidildi. Tarsus Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 19 Mart 1920’de Belenkeşlik’te kuruldu. Cemiyetin başkanı Hacı İshak Ağa, üyeleri ise Ramazan Hoca, Esat Mustafa Ağa, Halil Efendi, Hüseyin Efendi, Hacı Sakar Ömer Efendi ve Mehmet Hoca idi. Mersin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 1 Mayıs 1920’de kuruldu. Hadır oğlu Ali başkan; Mutluzade Süleyman Fikri Bey, Hacı Yahya Efendizade Emin Bey, Alim Bey, Tolluzade Mehmet Hulusi Bey, Ballı Hacı İbrahim Bey, Hakkı Bey, Hacı Ahmet Bey, Gök Molla Mustafa Bey, Molla Mustafa Bey, Molla Süleyman Bey, Molla Hacı Resul Bey, Mehmet Kâhya ve Şıh Mehmet oğlu Abdullah Bey üye seçildiler. Silifke, Mut, Gülnar, Mağara, Keloluk gibi stratejik önemi olan yerlerde de millî teşkilatlar kuruldu.
Türk ordusunun bölgede izlediği diğer taktik İngiliz-Fransız itilafını bozmaya yönelikti. Buna göre Tarsus ve Amanos tünellerinin tahrip edilip demir yolu üzerindeki köprülerin yıkılması ve Müslüman halkın Ermenilerin saldırısına uğramaması için tedbirler alındı. Fransızlar Maraş ve Urfa’dan çekildikten sonra Cerablus-Antep-İslâhiye hattında bulunuyorlardı. Amanos dağına ve Osmaniye bölgesine millî kuvvetler hâkim olduğundan Adana bölgesindeki Fransız kuvvetleriyle bağlantı İskenderun üzerinden oluyordu. Fransızlar Ceyhan-Mersin demir yolunu da tutmaktaydı. Adana-Mersin demir yolunun 15 kilometrelik kısmı Kuvâ-yı Milliye tarafından yıkıldıktan sonra ihtiyaçların karşılanması için Karataş iskelesi kullanılmaya başlandı. Maraş’ın kurtarılmasıyla, bu taraftan Adana’ya doğru Kuvâ-yı Milliye hareketliliği arttı. Öte yandan Kadirli ile Andırın arasındaki ormanlık ve dağlık arazide Kuvâ-yı Milliye müfrezelerinin barınması kolaylaştı. Bu sebeple bu alan bir tür mevzi, hatta sınır hattı haline geldi.
Silifke bölgesi Kuvâ-yı Milliye Komutanı Emin Arslan Bey, Mersin’i 6 ve 7 Nisan 1920’de tamamen kuşatarak Fransız kumandana teslim olma çağrısı yaptı. Mersin’de bazı bölgelere baskınlar yaparak Mersin-Tarsus bağlantısını koparıp Mersin’i kuşattı. Fransızlar yarma harekâtı denedilerse de başarılı olamadılar. Mersin kuşatması ancak Mersin açıklarında demir almış Fransız gemilerinden yapılan topçu atışlarıyla kırılabildi. Emin Arslan Bey, sahilden gerçekleştirilen bu bombardımana engel olabilmek için Heyet-i Temsiliye Başkanlığından yedi buçukluk seri dağ topu gönderilmesi talebinde bulundu.
Fransızlar, bazı cephelerde zor durumda kalınca ateşkes istediler. 30 Mayıs 1920’de imzalanan ve 20 gün olarak belirlenen ateşkes antlaşmasına göre; Kuvâ-yı Milliye’nin Adana’yı tacizlerine ara verilecek, Pozantı ve Kozan’da bulunan Fransız birlikleri Adana Mersin demir yolu hattına kadar çekilecek ve Antep tahliye edilerek tahliye işlemleri on gün içinde tamamlanacaktı. Fransızlarla esir değişimine hemen başlanacaktı.
Fransızlarla yapılan mütareke, Türk birliklerinin yeniden düzenlenmesi için gerekli zamanı verdi ve Adana bölgesinde bulunan ve kısmen ordu birlikleriyle takviye olunan Millî kuvvetleri yeniden düzenlemek mümkün oldu. Genelkurmay Başkanı İsmet Bey, 29 Mayıs 1920’de Niğde’de 11. Tümen komutanına bir yazı göndererek Adana, Tarsus ve Mersin’in zaptı için mütareke döneminde esaslı hazırlıkların yapılmasını, eli silah tutan bütün halkın bu harekâta iştirak etmesini ve harekât için ne kadar cephaneye ihtiyaç duyulduğunun hesaplanarak bildirilmesini emretti.
Fransızlar birçok cephede Türk ordusuna üstünlük sağlayamayınca barış anlaşması için temas kurmaya çalıştı. Fransızlar anlaşma imzalamadan evvel devam eden Türk-Yunan savaşının sonucunu görmek istiyorlardı. Sakarya Savaşı Türk kuvvetleri tarafından kazanılınca Franklin Bouillon Ankara’ya geldi. Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey ve Fethi Bey tarafından yürütülen müzakerelere zaman zaman Mustafa Kemal Paşa da katıldı. Böylece çetin görüşmelerden sonra Ankara Antlaşması 20 Ekim 1921 günü Franklin Bouillon ile Yusuf Kemal Bey tarafından imzalandı. Bu antlaşma ile savaş sona erdi. Fransız ordusunun işgal ettiği İskenderun Sancağı dışında kalan bölgeler Adana, Antep, Maraş, Urfa Türkiye’ye bırakıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti, Ankara Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Fransızların tahliye edeceği Adana havalisinde; Adana vilayeti, İçel, Mersin, Kozan, Maraş, Cebelibereket (Osmaniye) sancaklarını ve Urfa sancağının Fırat’ın batısındaki Halep vilayetinin Suriye sınırı kuzeyinde kalan kısımlarını ihtiva etmek üzere Mirliva Muhittin Paşa’nın komutasında Adana Havalisi Kumandanlığı’nı kurdu. Adana Mıntıka Kumandanlığı emrine Ayntab Mıntıka Kumandanlığından başka yeni kurulan Cebelibereket ve Mersin Mıntıka Kumandanlıkları da verildi. Fransızlar bölgeyi 7 Kasım 1921’den itibaren tahliye etmeye başladılar. Fransızların boşalttıkları şehir ve kasabalara Türk kuvvetleri ve hükümet memurları büyük törenlerle giriyorlardı. Tarsus ve Mersin’de Türk ordusunun gelişi halkın büyük sevinç gösterilerine yol açtı. Adana Havalisi Komutanı Muhittin Paşa, yanında Mersin Bölge Komutanı ve aynı zamanda Tahliye Komisyonu Başkanı Kurmay Albay Şükrü Naili Bey, Osmaniye Bölge Komutanı Albay Sıtkı Bey, Kurmay Başkanı Salim Cevat Bey ve daha birçok komutan olduğu halde; Adana, Tarsus ve Mersin’e gelerek buraları teslim aldı. En son Dörtyol ve Mersin boşaltıldı.
Ankara Antlaşması Güneydoğu Anadolu ile Çukurova’da süregelen savaşlara son veriyor, işgal altındaki yörelerin kurtarılmasını sağlıyordu. Bölgede, 5 Ocak 1922 tarihine kadar devir ve teslim işlemleri de sona ermiştir.
Mersin’in işgalden kurtuluş tarihi ise 3 Ocak 1922’dir.
Kaynak: "Milli Mücadelenin Yerel Tarihi"-TÜBA / Mersin'in İşgali ve Kurtuluşu - Nejla Güney
1. Fotoğraf: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Mersin’de karşılanırken, Mersin, 17 Mart 1923.
(Milli Savunma Bakanlığı Millî Mücadele Albümü)
2. Fotoğraf: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Millet Bahçesi’nde Mersinlilere hitap ederken, Mersin, 17 Mart 1923.
(Milli Savunma Bakanlığı Millî Mücadele Albümü)