Atayurt Yayınevi

Atayurt Yayınevi "Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur." Gazi Mustafa Kemal Atatürk. GÜÇ BİRLİKTEDİR.

ATAYURT Yayınevi 2015 yılında yayın hayatına Atayurt Dergisi ile başlamıştır. Başta fikir dergisi olarak yayınlanmış ancak 2016 yılı sonunda "akademik" ve "kültürel" bir dergi olarak yayına hazırlanması kararı alınmıştır. (2017 Ocak sayısından itibaren)

ATAYURT Yayınevinin temel amacı bağımsız bir şekilde Türk kültür ve tarihini doğru/gerçek kaynaklarla okuyucularına aktarmaktır. Unutturulmak ist

enen Türk tarihini ve kültürünü diri tutmak, yıllardır doğru diye öğretilen yanlışları gerçek bir şekilde gelecek nesillere iletmek asıl çabamızdır. ATAYURT Yayınevinin kuruluş hedefi Türk Tarihine ışık ve rehber olmaktır.

  3 Ocak 1922Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından hemen sonra lağvedilen Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal Paşa...
03/01/2026

3 Ocak 1922

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından hemen sonra lağvedilen Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal Paşa bölgeden ayrılmadan önce Mersinlilere işgale karşı hazırlıklı olmalarını tavsiye etti.

Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi hükümlerini inceledikten sonra 5 Kasım 1918’de gittiği Mersin’de 23. Tümen Komutanı Albay Bahaddin Bey’in misafiri oldu ve bazı çalışmalar yaptı. Mutasarrıf ile Jandarma Bölük Yüzbaşı Talat Bey’i yanına çağırtarak Mersin’deki karakollarla silah miktarı hakkında bilgi aldıktan sonra Silifke sınırlarıyla Torosların eteğinde karakol sayısının artırılmasını, depodaki silahların bol cephaneyle birlikte dağ köylerindeki Müslüman ahaliye dağıtılmasını tavsiye etti. Bunun üzerine Seyyar Jandarma Müfrezesi Komutanı Arslanköylü Hüsnü Bey bu iş için görevlendirildi. Mustafa Kemal Paşa’nın emri yerine getirilerek dağ köylülerine silah ve cephane dağıtıldı.

Mersin limanından dolayı düşman askerleri ilk buradan Anadolu’ya girmekteydi. Birinci Dünya Savaşı sırasında memleketlerinden başka bölgelere sevk edilen ve geri dönen Ermenilerden bir kısmı işgalci devletler tarafından sistematik olarak Mersin’e yerleştirildi. Ermeniler Türklere saldırılar düzenleyince şehirde gerginlik arttı. Fransızların şehre kaymakam olarak tayin ettiği André Türk bayrağının yerine Fransız bayrağı astırınca Türkler buna itiraz edip tepki gösterdiler. Öte yandan Toroslardaki Ermeni eşkıyanın Türk köylerine saldırmaya devam etmesi gerginliği daha da artırdı. Türkler direniş örgütleri kurup Heyet-i Temsiliye tarafından bölgeye tayin edilen Kuvâ-yı Milliye Komutanı Emin Arslan Bey’in etrafında toplanmaya başladı. Mustafa Kemal Paşa ahalinin Kuvâ-yı Milliye etrafında örgütlenmesini sağlarken bir taraftan da düşmanın ikmal hatlarını kesmek amacıyla Toros tünelleriyle demir yolu köprülerinin tahrip edilmesini emretti. Mersin’de çatışmalar 6-7 Nisan’da başladı. Düşmana sahilden uzak kesimlerde ağır kayıplar verdirildi ancak Fransız gemilerinden top atılması şehrin ele geçirilmesini engelledi. Fransız saldırıları takviye birlikler eşliğinde devam etti. Ancak Mersin’e hâkim olmayı başaramadılar.

Fransız askerî makamları Birinci Dünya Savaşı sırası ve sonrasında limanları, gelişmiş yolları ve Suriye ile Mezopotamya’ya erişim kolaylığı sebebiyle Çukurova’nın önemini anlamışlardı. İstanbul-Bağdat demir yolu ortalarında Adana veya İskenderun’da kurulacak kuvvetli bir üs Fransa’ya jeopolitik avantajlar kazandıracaktı. Fransızlar İngiliz imparatorluk ulaşım hatları üzerine baskı noktası olması, kuzeyden gelecek muhtemel Türk saldırılarına karşı engel teşkil etmesi ve Suriye’nin iç kesimlerine geçiş sağlaması gibi sebeplerle bölgeyi işgal ettiler.

Sivas Kongresi’nde Temsil Heyeti’nin kurulmasından sonra Kuvâ-yı Milliye ile ilgili bazı düzenlemeler yapılarak “Garbî Anadolu Umum Kuvâ-yı Milliye Komutanı” Ali Fuat Paşa’nın aynı zamanda “Kilikya Cepheleri Kuvâ-yı Milliye Komutanı” olarak görevlendirilmesine karar verildi. Heyet-i Temsiliye güney cephesindeki birlikleri de yeniden tertiplemişti. 11 Eylül 1919 tarihli karara göre; Lamas çayının batısı ise (Mersin ve Taşeli havalisi) Konya’daki 12. Kolordu emrine verildi. Bütün bölgelerde ordularla birlikte Kuvâ-yı Milliye kuvvetleri de faal olacaktı. Çukurova’daki Kuvâ-yı Milliye birliklerinin komutanlığına Kozanoğlu Doğan Bey takma adıyla anılacak olan Topçu Binbaşı Kemal Bey; yardımcılığına Aydınoğlu Tufan Bey takma adını kullanacak olan Piyade Yüzbaşı Osman Nuri Bey tayin edildi. Silifke’de ise Emin Arslan Bey faaliyet göstermekteydi.
Mersin’in bazı köy ve bucaklarında Kuvâ-yı Milliye komutanları tarafından üçer kişilik Müdafaa-i Hukuk teşkilatları kurulmuştu. Cephe Mersin ve Tarsus şeklinde ayrıldıktan sonra ayrı ayrı örgütlenme yoluna gidildi. Tarsus Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 19 Mart 1920’de Belenkeşlik’te kuruldu. Cemiyetin başkanı Hacı İshak Ağa, üyeleri ise Ramazan Hoca, Esat Mustafa Ağa, Halil Efendi, Hüseyin Efendi, Hacı Sakar Ömer Efendi ve Mehmet Hoca idi. Mersin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti 1 Mayıs 1920’de kuruldu. Hadır oğlu Ali başkan; Mutluzade Süleyman Fikri Bey, Hacı Yahya Efendizade Emin Bey, Alim Bey, Tolluzade Mehmet Hulusi Bey, Ballı Hacı İbrahim Bey, Hakkı Bey, Hacı Ahmet Bey, Gök Molla Mustafa Bey, Molla Mustafa Bey, Molla Süleyman Bey, Molla Hacı Resul Bey, Mehmet Kâhya ve Şıh Mehmet oğlu Abdullah Bey üye seçildiler. Silifke, Mut, Gülnar, Mağara, Keloluk gibi stratejik önemi olan yerlerde de millî teşkilatlar kuruldu.

Türk ordusunun bölgede izlediği diğer taktik İngiliz-Fransız itilafını bozmaya yönelikti. Buna göre Tarsus ve Amanos tünellerinin tahrip edilip demir yolu üzerindeki köprülerin yıkılması ve Müslüman halkın Ermenilerin saldırısına uğramaması için tedbirler alındı. Fransızlar Maraş ve Urfa’dan çekildikten sonra Cerablus-Antep-İslâhiye hattında bulunuyorlardı. Amanos dağına ve Osmaniye bölgesine millî kuvvetler hâkim olduğundan Adana bölgesindeki Fransız kuvvetleriyle bağlantı İskenderun üzerinden oluyordu. Fransızlar Ceyhan-Mersin demir yolunu da tutmaktaydı. Adana-Mersin demir yolunun 15 kilometrelik kısmı Kuvâ-yı Milliye tarafından yıkıldıktan sonra ihtiyaçların karşılanması için Karataş iskelesi kullanılmaya başlandı. Maraş’ın kurtarılmasıyla, bu taraftan Adana’ya doğru Kuvâ-yı Milliye hareketliliği arttı. Öte yandan Kadirli ile Andırın arasındaki ormanlık ve dağlık arazide Kuvâ-yı Milliye müfrezelerinin barınması kolaylaştı. Bu sebeple bu alan bir tür mevzi, hatta sınır hattı haline geldi.

Silifke bölgesi Kuvâ-yı Milliye Komutanı Emin Arslan Bey, Mersin’i 6 ve 7 Nisan 1920’de tamamen kuşatarak Fransız kumandana teslim olma çağrısı yaptı. Mersin’de bazı bölgelere baskınlar yaparak Mersin-Tarsus bağlantısını koparıp Mersin’i kuşattı. Fransızlar yarma harekâtı denedilerse de başarılı olamadılar. Mersin kuşatması ancak Mersin açıklarında demir almış Fransız gemilerinden yapılan topçu atışlarıyla kırılabildi. Emin Arslan Bey, sahilden gerçekleştirilen bu bombardımana engel olabilmek için Heyet-i Temsiliye Başkanlığından yedi buçukluk seri dağ topu gönderilmesi talebinde bulundu.

Fransızlar, bazı cephelerde zor durumda kalınca ateşkes istediler. 30 Mayıs 1920’de imzalanan ve 20 gün olarak belirlenen ateşkes antlaşmasına göre; Kuvâ-yı Milliye’nin Adana’yı tacizlerine ara verilecek, Pozantı ve Kozan’da bulunan Fransız birlikleri Adana Mersin demir yolu hattına kadar çekilecek ve Antep tahliye edilerek tahliye işlemleri on gün içinde tamamlanacaktı. Fransızlarla esir değişimine hemen başlanacaktı.

Fransızlarla yapılan mütareke, Türk birliklerinin yeniden düzenlenmesi için gerekli zamanı verdi ve Adana bölgesinde bulunan ve kısmen ordu birlikleriyle takviye olunan Millî kuvvetleri yeniden düzenlemek mümkün oldu. Genelkurmay Başkanı İsmet Bey, 29 Mayıs 1920’de Niğde’de 11. Tümen komutanına bir yazı göndererek Adana, Tarsus ve Mersin’in zaptı için mütareke döneminde esaslı hazırlıkların yapılmasını, eli silah tutan bütün halkın bu harekâta iştirak etmesini ve harekât için ne kadar cephaneye ihtiyaç duyulduğunun hesaplanarak bildirilmesini emretti.

Fransızlar birçok cephede Türk ordusuna üstünlük sağlayamayınca barış anlaşması için temas kurmaya çalıştı. Fransızlar anlaşma imzalamadan evvel devam eden Türk-Yunan savaşının sonucunu görmek istiyorlardı. Sakarya Savaşı Türk kuvvetleri tarafından kazanılınca Franklin Bouillon Ankara’ya geldi. Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey ve Fethi Bey tarafından yürütülen müzakerelere zaman zaman Mustafa Kemal Paşa da katıldı. Böylece çetin görüşmelerden sonra Ankara Antlaşması 20 Ekim 1921 günü Franklin Bouillon ile Yusuf Kemal Bey tarafından imzalandı. Bu antlaşma ile savaş sona erdi. Fransız ordusunun işgal ettiği İskenderun Sancağı dışında kalan bölgeler Adana, Antep, Maraş, Urfa Türkiye’ye bırakıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti, Ankara Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Fransızların tahliye edeceği Adana havalisinde; Adana vilayeti, İçel, Mersin, Kozan, Maraş, Cebelibereket (Osmaniye) sancaklarını ve Urfa sancağının Fırat’ın batısındaki Halep vilayetinin Suriye sınırı kuzeyinde kalan kısımlarını ihtiva etmek üzere Mirliva Muhittin Paşa’nın komutasında Adana Havalisi Kumandanlığı’nı kurdu. Adana Mıntıka Kumandanlığı emrine Ayntab Mıntıka Kumandanlığından başka yeni kurulan Cebelibereket ve Mersin Mıntıka Kumandanlıkları da verildi. Fransızlar bölgeyi 7 Kasım 1921’den itibaren tahliye etmeye başladılar. Fransızların boşalttıkları şehir ve kasabalara Türk kuvvetleri ve hükümet memurları büyük törenlerle giriyorlardı. Tarsus ve Mersin’de Türk ordusunun gelişi halkın büyük sevinç gösterilerine yol açtı. Adana Havalisi Komutanı Muhittin Paşa, yanında Mersin Bölge Komutanı ve aynı zamanda Tahliye Komisyonu Başkanı Kurmay Albay Şükrü Naili Bey, Osmaniye Bölge Komutanı Albay Sıtkı Bey, Kurmay Başkanı Salim Cevat Bey ve daha birçok komutan olduğu halde; Adana, Tarsus ve Mersin’e gelerek buraları teslim aldı. En son Dörtyol ve Mersin boşaltıldı.

Ankara Antlaşması Güneydoğu Anadolu ile Çukurova’da süregelen savaşlara son veriyor, işgal altındaki yörelerin kurtarılmasını sağlıyordu. Bölgede, 5 Ocak 1922 tarihine kadar devir ve teslim işlemleri de sona ermiştir.

Mersin’in işgalden kurtuluş tarihi ise 3 Ocak 1922’dir.

Kaynak: "Milli Mücadelenin Yerel Tarihi"-TÜBA / Mersin'in İşgali ve Kurtuluşu - Nejla Güney

1. Fotoğraf: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Mersin’de karşılanırken, Mersin, 17 Mart 1923.
(Milli Savunma Bakanlığı Millî Mücadele Albümü)
2. Fotoğraf: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Millet Bahçesi’nde Mersinlilere hitap ederken, Mersin, 17 Mart 1923.
(Milli Savunma Bakanlığı Millî Mücadele Albümü)

Kimlik ve kişiliklerin ayrılmaz parçası olan Soyadı Kanunu 2 Ocak 1935 günü kabul edilmiştir. Bu kanuna göre gerici yoba...
02/01/2026

Kimlik ve kişiliklerin ayrılmaz parçası olan Soyadı Kanunu 2 Ocak 1935 günü kabul edilmiştir. Bu kanuna göre gerici yobazların çoğunlukla kullandığı "hacı, hoca, molla, şeyh, hazret, ağa, paşa, efendi" unvanlarının kullanılması yasaklanmıştır.

  güzelliklerle gelsin. Her şey dilediğiniz gibi olsun. Bol kitaplı günleriniz olsun.
31/12/2025

güzelliklerle gelsin. Her şey dilediğiniz gibi olsun. Bol kitaplı günleriniz olsun.

1933 Yılbaşı gecesiYer: Ankara Palas...Ankara Palas salonunda Atatürk’ün katılımlarıyla kutlanırken, saat 24’den sonra, ...
31/12/2025

1933 Yılbaşı gecesi
Yer: Ankara Palas...

Ankara Palas salonunda Atatürk’ün katılımlarıyla kutlanırken, saat 24’den sonra, Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip, yeni yıl armağanı olarak Atatürk’e üç kitap sunmuştur. Bunlar “Birinci Türk Tarih Kongresi Zabıtları”, “Söz Derleme Klavuzu” ve Dil Kurultayı kararlarını içine alan kitaplardı. Millî Eğitim Bakanı kısa bir sunuş konuşmasıyla kitapları vermişler, Atatürk de armağanları alırken yüksek sesle şunları söylemişlerdir:

"Şu anda duyduğum mutluluk büyüktür. Kıymetli Millî Eğitim Bakanımızın bu armağanından dolayı kendisine teşekkür ederim. Kendisinden ve diğer bakanlarımızdan her an böyle armağanlar beklerim. Bakan Beyin değersiz dediği bu armağan gerçekte çok değerlidir. Bu değerin herkes tarafından daha iyi anlaşılması için bu kitaptan bir sayfa okumalarını Bakan Bey’den rica ediyorum."

Reşit Galip Bey, Gazi’nin emirlerini yerine getirerek armağandan, ayırmaksızın ve seçmeksizin, bir sayfa açtı ve:

“Hepimizin kısmetine” diyerek okumağa başladı: “Kafasını ve vicdanını, en son yükselme alevleriyle güneşlendirmeye karar vermiş olan, bugünün Türk çocukları, biliyor ve bildirecektir ki, onlar dört yüz çadırlı bir aşiretten değil, onbinlerce yıllık, hür uygar olan, yüksek bir ırktan gelen, yüksek yetenekli bir millettir.

Bir de şunu iyi bilmek gerekir ki, eski Etilerimiz, atalarımız, bugünkü yurdumuzun ilk ve otokton yerleşenleri ve sahibi olmuşlardır. Burasını binlerce yıl önce anayurdun yerine öz yurt yapmışlardır. Türklüğün merkezini Altaylardan Anadolu – Trakya’ya getirmişlerdir. Türk Cumhuriyeti’nin sarsılmaz temelleri bu öz yurdun çökmez kayalarındadır. "

Bu kutsal yurdun öz mirasçısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz koruyucusu o büyük, yüksek, soylu Türk kavminin bugünkü genç ve dinç çocuklarıdır, biziz!

Kaynak: Hâkimiyet-i Milliye, 2.01.1933
*Fotoğraf temsilidir.

Nice mutlu yıllara Türk Milleti!

31 Aralık 1929Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Hariciye Köşkü'nde yılbaşı balosunda.   #2026
31/12/2025

31 Aralık 1929
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Hariciye Köşkü'nde yılbaşı balosunda.



#2026

Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'ya gelişinin 106. yılı kutlu olsun!27 Aralık 1919 Cumartesi günü öğle saatlerinde Mustafa ...
27/12/2025

Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'ya gelişinin 106. yılı kutlu olsun!
27 Aralık 1919 Cumartesi günü öğle saatlerinde Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi.

Atam🇹🇷



25 Aralık 1922 Pazartesi günü TBMM’nin gizli oturumunda Başbakan Rauf Bey tarafından Lozan Antlaşması hakkında açıklamal...
25/12/2025

25 Aralık 1922 Pazartesi günü TBMM’nin gizli oturumunda Başbakan Rauf Bey tarafından Lozan Antlaşması hakkında açıklamalar yapıldı ve Meclis'in görüşü alındı.

Gizli celseyi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT03/gcz01003162.pdf

Gerici yobazlar tarafından 23 Aralık 1930 günü "şeriat isteriz, hilafet ordusu kuruldu" naraları ile Menemen kasabasında...
23/12/2025

Gerici yobazlar tarafından 23 Aralık 1930 günü "şeriat isteriz, hilafet ordusu kuruldu" naraları ile Menemen kasabasında çıkarılan olaylarda şehit edilen yedek subay Mustafa Fehmi Kubilay'ı ölümünün yıl dönümünde saygı ve minnet ile anıyoruz.

Ayrıca olaylar sırasında Kubilay'ın yaralandığını gören ve ona yardım etmek isteyen Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki'de şehit olmuştur.

"Kubilay Bey'in şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hâdisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen; dâhilî her politika ve ihtilâfın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur.

Menemen’de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilânın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman Zabit Vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast telâkki ettiği ve mütecasirlerle, müşevvikleri, ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkati bu meseledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkile yerine getirmeğe matuftur.

Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır."

Reisicumhur
Gazi Mustafa Kemal

YAŞAMDAN YANKILAR - Nüket Can Kantarcı"Gazeteci-Yazar Nüket Can Kantarcı'nın merakla beklenen ikinci kitabı "Yaşamdan Ya...
22/12/2025

YAŞAMDAN YANKILAR - Nüket Can Kantarcı

"Gazeteci-Yazar Nüket Can Kantarcı'nın merakla beklenen ikinci kitabı "Yaşamdan Yankılar" için düzenlenen imza günü, Ankara Altınel Hotel'de iş, sanat ve edebiyat dünyasından çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Yoğun ilgi gören etkinlikte, kitapseverler "Yaşamdan Yankılar"a sahip olmak için adeta birbiriyle yarıştı.

Bu özel imza gününü anlamlı kılan en önemli detay ise, kitap satışlarından elde edilen gelirin tamamının Giresun Eğitim Vakfı'na aktarılacak olmasıydı. Kitap, böylece edebi bir eser olmanın ötesinde, toplumsal duyarlılığı yüksek bir yardım projesine dönüştü."

Kitabı kredi kartı ile satın almak için: https://www.okurkitabevi.com/index.php?route=product/product&product_id=931749










GÖKTENGRİ.GökTengri, ya da Kök Tengri inanışında yani Tanrı inancında kitap yoktur, çünkü Tanrı'nın kitabı doğadır. Teng...
21/12/2025

GÖKTENGRİ.
GökTengri, ya da Kök Tengri inanışında yani Tanrı inancında kitap yoktur, çünkü Tanrı'nın kitabı doğadır. Tengricilikte en büyük ibadet doğayı, suyu, toprağı temiz tutmak ve ağaç dikmektir.
Tanrı inancını yaşayan Türklerde yeni yıl bayramı (Beyaz Ay bayramı), veya Nardugan (Yeni Gün) 21 Aralık'tan sonra gelen ilk dolunayda kutlanırdı. Yılın ilk günü bu güne denk gelirdi.
Bu tarih 2026 senesi için 3 Ocak'a denk gelir...
Eskiden Ay takvimi kullanıldığından Dolunay'a göre hareket ediliyordu. Günümüzde Nardugan Bayramı 21-22 Aralık tarihinde kutlanmaktadır.
Gece ile Gündüz'ün savaşında kazanan taraf Gündüz olsun, Nardugan bayramınız kutlu olsun.

Heyeti Temsiliye üyeleri Ankara’ya gelirken Kayseri'de. (20 Aralık 1919)MUSTAFA KEMAL'İ DUYGULANDIRAN ÇOCUKAnadolu'da Mi...
20/12/2025

Heyeti Temsiliye üyeleri Ankara’ya gelirken Kayseri'de. (20 Aralık 1919)

MUSTAFA KEMAL'İ DUYGULANDIRAN ÇOCUK

Anadolu'da Milli Mücadeleyi başlatmış olan Mustafa Kemal, Sivas Kongresinden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesini Ankara'ya getirmeyi kararlaştırdı. Beraberinde bulunan arkadaşlarıyla soğuk bir kış günü (19 Aralık 1919) akşama doğru Kayseri'de büyük bir coşkuyla karşılandılar. Bu karşılamada bir çocuğun Atatürk'e kahramanlık şiiri okuması onu çok duygulandırmıştı.

Mustafa Kemal Paşa'nın emir eri Ali Çavuş o günü şöyle anlatır anılarında;

"Kayseri halkı çok büyük bir gösteri ile Atatürk'ü karşıladılar. Kayseri Valisi kafileyi Kayseri'nin uzağında bir İngiliz arabasına binmiş olarak karşıladı. Bu hal Atatürk'ün gözünden kaçmamış, valiyi arabasına almadan Kayseri'ye girmişlerdi. Atatürk halka kısa ve heyecanlı bir nutuk söyledi. Halk coşmuştu. Atatürk'ün nutkuna bir ilkokul çocuğunun cevap vermesi hepimizin gözünü yaşartmıştı.

'Kan aksa, can çıksa dönmeyeceğiz geri, damarlarımızda taşıdığımız ecdat kanı ile Allah hakkı için başaracağız bu işi.' şiiri ile sözlerini bitirdiği zaman Atatürk, eğilerek çocuğu okşayıp öpmüşler ve halkın duyacağı bir sesle: 'Biz bu işe Allah'ın yardımıyla başladık. İnşallah memleketimizi kurtararak yarının gençliği olan sizlere emanet edeceğiz.' buyurmuşlardı.

Kayseri halkının 'Yaşa... Var ol!..' sesleri ve alkışları Atatürk gibi hepimizi de memnun etmişti. Kayseri cenge hazırdı."

Fotoğraf: Sağdan sola; Ahmet Rüstem Bey, Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal, H. Rauf Orbay, Yaver Muzaffer Kılıç ve Hakkı Behiç Bey.
Atatürk, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları.

Address

Ümit Mahallesi, 2481 Sokak, No: 93, Çayyolu
Ankara
06180

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 18:00

Telephone

+905441604432

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Atayurt Yayınevi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Atayurt Yayınevi:

Share

Category

ATAYURT

ATAYURT Yayınevi 2015 yılında yayın hayatına Atayurt Dergisi ile başlamıştır. Başta fikir dergisi olarak yayınlanmış ancak 2016 yılı sonunda "akademik" ve "kültürel" bir dergi olarak yayına hazırlanması kararı alınmıştır. (2017 Ocak sayısından itibaren) ATAYURT Yayınevinin temel amacı bağımsız bir şekilde Türk kültür ve tarihini doğru/gerçek kaynaklarla okuyucularına aktarmaktır. Unutturulmak istenen Türk tarihini ve kültürünü diri tutmak, yıllardır doğru diye öğretilen yanlışları gerçek bir şekilde gelecek nesillere iletmek asıl çabamızdır. ATAYURT Yayınevinin kuruluş hedefi Türk Tarihine ışık ve rehber olmaktır.

ATAYURT Yayınevi olarak yeni yıla yeni bir proje ile başlıyoruz! Tüm DÜNYA’ya kitap satışı yapabilen nadir satış sayfalarından birini yine ATAYURT hayata geçiriyor!

www.kitapatayurdu.com ile 2018’in ilk gününden itibaren başta yayınevimizden çıkan kitaplar olmak üzere talep edilen tüm kitaplar Dünya'nın her yerinden Türkiye satış fiyatları üzerinden satın alınabilecektir. GÜÇ BİRLİKTEDİR.